Kafein Bağımlılığı Nelere Sebep Olur?

Yeni bulgulara göre, çoğu insan için merak konusu olan pek çok soruya da açıklık getirildi.

Kafein en çok da hazır kahvede, çayda, kolada ve çikolata da bulunuyor.Aslında farkında olmadan, bir gün boyunca epey kafein alıyoruz.Günde 2-3 fincan kahve içsek bile 250-300 mg kafein tüketmiş oluyoruz ki, bu pek de azımsanmayacak bir miktar.Peki, bu kadar kafein tüketiminin sağlığımıza ne etkisi var?

Aslında kafeinin en iyi bilinen etkisi, uyarıcı özelliği.İnsanın uyması, beyinde üretilen adenozinle ilişkili.Adenozin,sinir hücrelerinin etkinliğini zayıflatıyor ve kan damarlarını genişleterekuykudayken daha fazla oksijen alınmasını sağlıyor.Kafein alındığında ise, sinir hücreleri bunu adenozin olarak algılıyor.

Ancak adenozinin yaptığı gibi hücrelerin etkinliğini yavaşlatmıyor.Adenozin reseptörlerine bağlanarak, adenozin bloke ediliyor ve böylece hücrelerin etkinliği yavaşlamak yerine artıyor.Ayrıca, beyindeki kan damarlarını da daraltıyor.Bu yüzden, baş ağrısı için kullanılan kimi ilaçlarda kafein bulunuyor.Beyindeki nöronların etkisinin artması da, adrenaliinizin artmasıyla sonuçlanıyor gözbebekleri büyüyor, kalp daha hızlı atmaya başlıyor, kaslar kasılıyor.Kafeinin vücuttki toleransı kişiden kişiye değişiyor.

Araştırmalara göre, kafeinin özellikle gebe kadınlar üzerindeki etkisinin fazla olduğu saptanmış.Journal of American Medical Association'da yayınlanan bir araştırmada, gebeliklerinin ilk 3 ayında düşük yapan 550,düşük yapmayan 950 kadın incelenmiş ve veriler karşılaştırılmış.Sonuçta, günde 1-2 fincan kahve içenlerdeki kadınlardaki düşük yapma riskinin hiç içmeyenlere oranla yüzde 30 arttığı gözlenmiş.Kahve tüketimi 4 fincana çıktığında yüzde 40, 5 fincanını üzerindeyse yüzde 220'ye çıkmışbu oran.

Öte yandan kafeinin kanser riskini arttırdığına yönelik kesin bulgular yok.Ancak, kalsiyum eksikliğine yol açtığı biliniyor.Çünkü kafein, çeşitli vitaminlerin, kalsiyum ve demir gibi kimi minerallerin emilimi engelleniyor kalsiyum depolanmasını olumsuz etkiliyor.Bu da kemik yoğunluğunu azaltacağı, yani sonuçta kemik erimesiyle karşı karşıya kalınacağı kuşkusu uyandırıyor.Özellikle yetişkinler için tehlikeli görünen bu etkinin de çok sorun yaratmayacağı, son zamanlarda yapılan araştırmaların bir sonucu.Bunu önlemenin en kolay yolu, günde en azından 1 barda süt içerek, gerekli kalsiyumm alabilir ve kafeinin bu olumsuz etkisini önleyebilirsiniz.Bunu yanında kahvenizi sütlü içmek de bir çözüm gibi görünüyor.

Kafeinin tansiyon üzerine de pek bir etkisi olmadığı vurgulanıyor.Kafein tüketiminin kan basıncını bir süreliğine yükselttiği biliniyor ancak bunun yüksek tansiyona yol açmadığı bulundu.Yine de, yüksek tansiyonu olanların, yoğun stres altındayken kafein tüketimlerine dikkat etmeleri gerekiyor.

İdrar sökücü özelliği nedeniye, şişkinlikten kaynaklanan rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olan kafeinin, öte yandan kan şekerini düşürerek, adet öncesi sendromu şiddetlendirebileceği düşünülüyor.Kimi araştırmalara göre, günde 3-4 fincan kahve içenlerde adet öncesi sendrom şikayetleri 3 kat artmış.Kafein ayrıca böbrekleri de çalıştırıyor.Bu da, idrara çıkmayı sıklaştırarak, bir süre sonra mesanede tahriş ve dolyısıyla bir rahatsızlığa neden olabiliyor.

 

İlgili Sağlık Konuları