Böbrek Yetmezliğine Rağmen Yaşama Azmini Kaybetmedi

Böbrek yetmezliği son aşamada fark edilen Dilay Ezer, 12 yıl önce tanıştığı hastane koridorlarından, yaşama azmi ve evde diyaliz tedavisi sayesinde kurtuldu.

MERİÇ ÜRER - Böbrek yetmezliği son aşamada fark edilen Dilay Ezer, 12 yıl önce tanıştığı hastane koridorlarından, yaşama azmi ve evde diyaliz tedavisi sayesinde kurtuldu.



İzmir'in Bornova ilçesinin Altındağ semtinde yaşayan Ezer ailesinin 4 çocuğundan en küçüğü Dilay, mahallesindeki lisesini bitirmeyi ve üniversiteye gitmeyi hayal ediyordu. Ancak "bacak ağrısı, nefes alamama, burundan kan gelmesi" gibi belirtilerle hayatı değişti.



Ailesi tarafından hastaneye götürülen 16 yaşındaki Dilay'ın böbrek yetmezliğinin son aşamasında olduğu tespit edildi ve acil yoğun bakıma alındı.



Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki ilk akşamı ve sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Dilay'a 10 ay sonra nakledilen böbrek de enfeksiyon nedeniyle 3 yıl sonra geri alındı. Böbrek yetmezliği nedeniyle belirli aralıklarla hastanede tedavi gören Dilay, taburcu edildiği dönemlerde de haftanın 3 günü hastanede diyaliz makinesine bağlandı.



Yeşil kartlı Dilay'ın 12 yıl önce tanıştığı hastane koridorlarından kurtulması ve yeni bir hayata adım atması ise evde diyaliz tedavisi ile yaşam azmi sayesinde oldu.



"İlk günler çok zordu"



Gençliğinin ilk yıllarını hastalıkla boğuşarak geçiren Dilay Ezer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastaneye getirildiği ilk gece doktorların ailesine "yoğun bakımdaki ilk akşamını atlatırsa yaşar, atlatamazsa yaşayamaz" dediğini aktardı.



Doktorların sözü üzerine ailesinin de umutsuzluğa kapıldığını kaydeden Ezer, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:



"Dirençli olduğum için ilk geceyi atlatmıştım. Zannediyordum ki 3-5 ay hastanede yatıp çıkacağım ve iyileşeceğim. Sonra bu hastalıkla yaşamam gerektiğini öğrendim. Başlangıçta çok umutsuzluğa düştüm. Hastalığın başlangıcında 'neden ben' diye düşündüm. O zaman çocuk hastanesinde yatıyordum. Daha kötü durumda olanları gördükçe 'Allah beterinden saklasın' diye düşündüm. Moralimi düzeltmeye ve ayakta kalmaya çalıştım. Hiçbirimiz hastalığın ciddi olduğunu bilmiyorduk. Ailem de başta şok geçirdi ama her zaman güçlü olmaya ve bana destek olmaya çalıştılar."



Dilay Ezer, 2004'te kadavradan nakledilen böbreği, enfeksiyon yüzünden 3 yıl sonra kaybettiğini fakat umudunu yitirmediğini ifade etti.



Üniversite hayali devam ediyor



Böbrek yetmezliğinin lise yıllarında ortaya çıktığını, bu nedenle eğitimine ara vermek istemediğini de dile getiren Dilay Ezer, öğretmenlerinin desteğiyle yıl sonunda toplu sınavlara girip diplomasını da aldığını ifade etti.



Sık sık hastaneye yattığı ve diyaliz makinesine bağlandığı için üniversite sınavlarına hazırlanamadığını ve bir işe de giremediğini belirten Ezer, "İş görüşmesine gittiğimde haftada 3 gün 4 saat diyalize girdiğimi söyleyince iş vermek istemediler. Diyaliz hastası olduğumu söylediğimde işverenlerin yüz ifadelerini gördüm" dedi.



Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin evde diyaliz tedavisiyle hayatının bu kez olumlu yönde değiştiğini de söyleyen Ezer, şu bilgileri verdi:



"Artık diyaliz makinesine gece bağlanıp, sabah kalkıp işe gidebilirim. Daha zinde, daha canlı hissediyorum. Hastanede diyalize girerken daha çok ilaç kullanıyordum, fosfor ilacı, kan iğnesi gibi. Hastanedeki diyaliz tedavisi daha kısa süreli olduğu için vücutta da tepkileri farklı oluyor. Yorgunluk, baş dönmesi, kramplara neden oluyor. Bunlardan da kurtuldum. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum."



Artık yaşamına kaldığı yerden devam etmek istediğini de söyleyen Ezer, öncelikle üniversiteye gitmek, sosyal hizmet uzmanı olarak bir iş bulmak ve ayaklarının üstünde durmak istediğini de sözlerine ekledi.