Koronavirüs testi: Türkiye'deki COVID-19 testleri ile ilgili neler biliniyor?

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de test, koronavirüsle mücadelede çok önemli bir yer tutuyor.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de test, koronavirüsle mücadelede çok önemli bir yer tutuyor.

Sosyal medyada, testlerin nerede ve nasıl yapıldığından, türlerine kadar bazı çelişen bilgiler yer alıyor.

Türkiye'deki test süreciyle ilgili merak edilenleri, resmi veriler ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap'ın aktardıkları üzerinden derledik.

Koronavirüse karşı yapılan testler ve özellikleri neler?

BBC Türkçe'ye konuşan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, koronavirüse karşı iki ana tür test bulunduğunu, bunlardan ilk grubun cihaz gerektiren PCR testleri olduğunu, ikinci grubun ise kamuoyunda hızlı tanı testi olarak da bilinen kart testleri olduğunu söylüyor.

Azap öncelikle, Sağlık Bakanlığı'nın, salgının en başından beri yapmakta olduğu PCR testlerini açıklıyor:

"Virüsün RNA'sını göstermeye dayanan PCR testleri özel cihazlar gerektiren ve mutlaka çok iyi yetişmiş, bilgili mikrobiyolog ve laborant gerektiren testler. Bu cihaz ve testleri, tıpta pek çok alanda kullanıyoruz aslında.

"Bugün için iki tür PCR testi var. Biri, real time (gerçek zamanlı) dediğimiz, yaklaşık üç saat kadar süren bir test. Hazırlığı ve değerlendirmesiyle beraber yaklaşık dört saati bulan bir test. Diğer, hızlı olan PCR ise yaklaşık bir buçuk saatte sonuç veriyor. Buna hızlı PCR diyoruz.

"Türkiye'de en baştan beri real time dediğimiz dört saatlik PCR'ı kullanıyorduk. O bizim zaten standart tanı testimiz demiştim. Şimdi artık o hızlı PCR da birkaç büyük merkezde devreye girdi."

PCR testlerinde, burun ve boğazdan sürüntü yöntemiyle örnek alınıyor.

Azap, kart testi ya da hızlı tanı testi olarak tanımlanan ikinci grup testleri ise şu sözlerle açıklıyor:

"Şimdi geliyorum ikinci grup testlere. İşte bunlar, 'Her yere dağıtacağız' denilen, hızlı tanı testleri diye geçen testler. Bunlara doğru tanımlama ile kart testi demek lazım. Bunlarda herhangi bir cihaza ihtiyaç yok. Yetişmiş elemana da çok ihtiyaç yok. 15 dakika içerisinde sonuç veren testler bunlar.

"Bunların da iki türü var. Bir tanesi antijen, bir tanesi antikor bakıyor. Türkiye'ye önce antijen ölçenler alındı. Fakat teknik sorunlar nedeniyle bu testin çok iyi çalışmadığı anlaşıldı ve bunlar geri iade edildi. Bu testler, teknik sorunlar nedeniyle tüm dünyada da pek kullanılamadı.



"Şu an Türkiye'de yaygın olarak dağıtılacak olan ise antikor testleri. Burada hastanın serum veya kanında, virüse karşı oluşmuş bağışıklık protokolleri yani antikorlar var mı diye bakıyorsunuz. Bu test iyi çalışıyor."

Alpay Azap şu an kullanılan PCR testlerinin ve kart testlerinin (antikor testleri) avantaj ve dezavantajları olduğunu, bunların birbirlerinin açıklarını kapattığını söylüyor:

"Antikor testinin şöyle bir dezavantajı var: Erken dönemde, henüz vücut virüse karşı antikor üretmediği için (antikor üretmesi zaman alan bir süreç) antikor üretene kadar genellikle ilk beş gün, negatif sonuç buluyorsunuz. Antikor testinin en önemli avantajı ise hızı. 10-15 dakika içerisinde, herhangi bir cihaza gerek kalmadan, her yerde yapılabiliyor.

"PCR testlerinin ise şöyle bir sıkıntısı var: Hastalar, virüsü aralıklı olarak saçıyor. Bu, hastalığın çok kötü bir özelliği. O yüzden aslında hasta kişi virüsü taşıdığı halde PCR testi negatif olabiliyor. Antikor testinin böyle bir şeyi yok. Antikor oluştuktan sonra onu hep yakalıyorsunuz ama o da biraz geç oluşuyor.

"Dolayısıyla birini hastalığın başında bir iki kere tekrarlayıp sonra da belirtilerin üzerinden zaman geçtikten sonra gelen hastada ise antikora bakıp tanı koymak mümkün. Bu iki testi de aslında farklı şekillerde kullanmak mümkün. Bunlar birbirlerinin alternatifi değil birbirlerinin açığını kapatan testler."

Azap, antikor testlerinin ilk partilerinin yurtdışından getirilip kullanılmaya başlandığını, önümüzdeki günlerde daha da yaygınlaşacağını söylüyor.



Bugüne kadar kaç test yapıldı?

Sağlık Bakanlığı 30 Mart itibariyle Türkiye'de toplam 76 bin 981 kişiye test yapıldığını, toplam vaka sayısının 10 bin 827 olduğunu ve 168 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 11 Mart tarihinde Türkiye'de ilk vakanın görüldüğü açıklamasını yaptı.

Koca, devam eden günlerdeki koronavirüsle ilgili açıklamalarında ise 19 Mart'tan itibaren test sayılarına yer vermeye başladı.

19 Mart'ta 1981, 20 Mart'ta 3 bin 656, 21 Mart'ta 2 bin 953 test yapıldığı açıklandı.

22 Mart'ta, o güne kadar toplam 20 bin 345 test yapıldığı belirtildi.

23 Mart'tan itibaren ise açıklamalardaki günlük test sayısı bilgisi devam etti.

23 Mart'tan bu yana açıklanan test sayıları şöyle oldu:



Prof. Dr. Alpay Azap, antikor testlerinin henüz yaygın kullanıma girmediğini, bakanlığın açıkladığı test sayılarının şu an için PCR testlerini kapsadığını belirtiyor.

Kime test yapılıp yapılmayacağına nasıl karar veriliyor?

Kamuoyunun bir bölümündeki yanlış kanaatin aksine koronavirüs testleri, isteyen herkesin yaptırabileceği testler değil.

Bunun için bazı hastalık belirtilerine bakılıyor.

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Azap, hangi şartlarla test yapıldığını anlatırken sözlerine, "Bir kere koronavirüsten şüphelenmemiz gerekiyor" diye başlıyor ve devam ediyor:

"Kişide koronavirüs belirtilerinin olması ve bir de bu belirtileri başka bir nedenle açıklayamıyor olmamız lazım. Çünkü ateş ve öksürük birçok durumda olabilir ya da mesela tek başına öksürük bir sürü alerjide bile olur, reflüde olur, farenjitte olur vs.

"O yüzden şu an için, başka bir nedene bağlayamayacağımız, koronavirüs enfeksiyonu belirtileri olan kişilerden örnek alınıyor. Bir de bu kişilerin yakın temas ettiği kişiler varsa, herhangi bir solunum şikayetinde yine örnek alınıyor.

"Hasta, son 14 gün içinde yurtdışından geldiyse ve ateş ile buna eşlik eden öksürük veya solunum sıkıntısı varsa yine örnek alınıyor. Eğer bir hastada hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır bir zatürre varsa ve yine bu zatürre başka bir nedenle açıklamadıysa da örnek alınıyor. Şu an epey bir geniş hasta profilinden örnek alınıyor."

Testler nerede yapılıyor?

Sağlık Bakanlığı'nın internet sitesinde, "Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır" ifadesi yer alıyor.

Salgınla mücadelenin en başında, bu merkezler İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde bulunuyordu.

Merkezler daha sonra artırıldı ve diğer kentlere yayıldı.

Son olarak Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM) 31 Mart'ta, 81 ilin valiliğine gönderdiği resmi yazıyla, merkezlerin sayısının 44 ilde toplam 73'e çıkarıldığını duyurdu.

Sağlık Bakanlığı'nın internet sitesinde de güncellenen bu yeni listede, bazı özel ve vakıf üniversitesi hastanelerinin birimlerinin de yer aldığı görülüyor.

Örneğin, İstanbul'daki Şişli Florence Nightingale Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Acıbadem Labmed Laboratuvarları, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Medipol Üniversitesi Genetik Hastalıkları Tanı Merkezi, bu merkezler arasında yer alıyor.

Özel hastaneler ve laboratuvarlar test yapabiliyor mu?

Özel kurumlar ancak Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmişlerse test yapabiliyor.

Bu testler de yine ücretsiz olarak yapılmak zorunda.

Yetkilendirilmemiş bazı kurumların test yaptığı ve bundan ücret aldığı da basına ve sosyal medyaya yansımış durumda.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü 31 Mart'taki açıklamasında bu merkezlerle ilgili inceleme başlatılacağını duyurdu:

"HSGM tarafından resmi olarak yetkilendirilmemiş kamu, üniversite hastaneleri ve özel laboratuvarların Kovid-19 tanısına yönelik herhangi bir test yapma yetkileri bulunmamaktadır. Yetki verilmediği halde Kovid-19 tanı testlerini çalıştığı tespit edilen merkezler hakkında yasal inceleme ve akabinde cezai işlem başlatılacaktır."

Geçtiğimiz günlerde BBC Türkçe'ye konuşan Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı Reşat Bahat ise test sürecinde kontrolün devlette olması gerektiğini belirtmişti:

"Devlet diyor ki, 'Bu testi her yer yapmaya kalkarsa ve etrafımdaki pozitif çıkan vakadan haberim olmazsa ben salgını engelleyemem'. Burada kamu disiplininin yanında durmamız gerekiyor. Dünyanın her yerinde pandemileri devlet yönetir, buna itiraz edilmemeli."

Geçen hafta, MT Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sancak'ın elinde koronavirüs testlerinin olduğu görüntülerin sosyal medyada paylaşılması tartışma yaratmıştı.

Sağlık Bakanı Koca, basın toplantısında bu olayla ilgili soruyu yanıtlarken, "Şahısların veya özel kuruluşun kendi başına dışarıdan veya içeriden kit alarak numuneleri test ediyor olması asla kabul ettiğimiz bir durum değil" demişti.

Test için test merkezine mi gidiliyor?

Yine kamuoyunun bir bölümündeki yanlış inanışın aksine, test için test yapılan hastanelere gitme zorunluluğu yok.

Testler, başvurulan sağlık merkezinde teste gerek görülmesi halinde örneklerin alınıp bunların yetkili test merkezlerine gönderilmesi ve sonra sonucun geri gelmesi sistemiyle işliyor.

Prof. Dr. Alpay Azap bu konuda şunları söylüyor:

"Aile hekimi dahil olmak üzere her yere gidilebilir ama aile hekimlerinden örnek alınması beklenmiyor. O hastanın acil tanısını yapıp Covid-19 düşünülüyorsa aile hekimleri, en yakın ikinci, üçüncü basamak hastaneye sevk ediyor. Daha sonra örnekler oradan alınıp test yapılan en yakın referans laboratuvara gönderiliyor."

İlgili Sağlık Konuları