Karın Ağrılarınızın Nedeni Ailesel Akdeniz Ateşi Olabilir!

Aniden yükselen vücut sıcaklığı, şiddetli karın ağrısı ve eklem ağrısı nöbetleri… Bu ataklar, genetik geçişli olmasına rağmen toplumda az bilinen Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığına işaret ediyor olabilir.

Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastoenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Ailesel Akdeniz Ateşi (Familial Mediterranean Fever/ FMF) tekrarlayan ateş ve karın zarı/ akciğer zarı/, kalp zarı yangıları (inflamasyon) eklem ağrı veya şişmeleri ve deri lezyonları ile seyreden kalıtsal bir hastalıktır. Ailesel Akdeniz Ateşi, sıklıkla “Akdeniz anemisi” olarak adlandırılan kan hastalığı ile karıştırılmaktadır. İsim benzerliğine rağmen Akdeniz anemisi ile ilişkisi yoktur. Hastalığa, Ailesel Akdeniz Ateşi adı verilmesinin sebebi hastalığın daha sık olarak Yahudiler, Ermeniler, Türkler ve Araplar gibi Akdeniz ve Orta Doğu kökenli halklarda görülmesi ve kalıtsal geçiş göstermesidir. Ailesel Akdeniz Ateşi ülkemizde yalnızca Akdeniz bölgesine özgü bir hastalık değildir, aksine Orta Anadolu ve Karadeniz bölgelerimizde daha sık görülmektedir.

Bu ateş ve karın ağrısı genel olarak 1 ila 4 gün sürmektedir. Hasta atağın başlayacağını hisseder, ataklar bir ile birkaç hafta arasında tekrarlar. Duygusal stres aşırı yorgunluk, soğuk, uzun süre açlık, mensturasyon ve yağdan zengin diyet atakları tetikleyebilmektedir. Tipik atakların yanı sıra; göğüs ağrıları, eklem ağrıları, cilt döküntüleri de ateşe eşlik edebilir.  Hastaların % 90’ından fazlasında bulgular 20 yaşından önce ortaya çıkarken; bazen ilk ataklar daha ileri yaşlarda da görülebilmektedir.

Daha önceki yıllarda aile öyküsünün varlığı, tipik klinik bulgular ve verilen ilaca yanıt vermesi ile tanı konulurken; gelişen tıbbı bilgiler sayesinde bu hastalıktaki genetik bozukluk tanımlanmıştır. Gereken durumlarda genetik analiz ile de hastalığın tanısı konulabilmektedir.

Türk FMF çalışma grubunun 2005 yılında yayınladığı çalışmaya göre; hastalık bulgularının ortaya çıkışı ile tanı konulması arasında ortalama 7 yıllık bir süre olduğu bildirilmiştir. Toplumun hastalık hakkında bilgi sahibi olması tanının erken konulmasını sağlayarak hastalığın komplikasyonlarını engelleyecektir. Tanı konulamaz ve gerekli tedavi verilmez ise organlarda devam eden yangı (inflamasyon), amiloid adı verilen ve organ çalışmasını bozan bir madde birikimine neden olur. Amiloid özellikle böbreklere zarar vermektedir. Amiloid böbrekler dışında; gastrointestinal sistem, karaciğer, dalak, kalp, böbrek üstü bezler, tiroid, akciğer ve testisleri de tutabilir. İlaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınmaktadır.

 

İlgili Sağlık Konuları