İnme Kader Değil Önlenebilir Bir Hastalıktır!

Beyin krizi" yani inme, erişkinlerde kalp hastalığı ve kanserden sonra en yaygın ölüm ve sakatlık nedeni olarak tanımlanıyor.

Ailesel yatkınlık, kronik hastalıklar ve yaşlanma inme için başlıca risklerin başında geliyor ancak düzensiz yaşam tarzı ve kontrolsüz beslenme de inmeye zemin hazırlayacak önemli faktörler olarak gösteriliyor. 

Memorial Ataşehir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sevin Balkan, inme ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İnme, beynin bir bölgesinde kan akımının engellenmesi ya da beyin damarından kanın dışarı sızması sonucu beyin dokusunda oluşan bir harabiyettir. İnme olgularının %80’i iskemiktir (Beyne kan akımını sağlayan damarlardan biri aniden pıhtı ile tıkanır), geri kalanı ise hemorajikdir (Beyin damarlarından biri ani şekilde yırtılır ve kan beyin dokusu içine sızar; buna halk arasında beyin kanaması denir.) Bunların sonucunda hastada 24 saatten uzun süren bir fonksiyon kaybı oluşur.

Vücudun bir yarısında yüz, kol veya bacakta oluşan uyuşukluk, kuvvetsizlik, konuşma ve/veya anlama sorunu, bir veya iki gözde görme sorunu, denge bozukluğu, yürüyememe, baş dönmesi, bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği inmenin sık görülen belirtileridir. Bazı kişilerde bu belirtiler çok kısa sürer (Birkaç dakika veya saat) ve sonra tamamen geçer. Bu duruma ‘Geçici iskemik atak’ denir. Rahatsızlık ihmal edilmemelidir çünkü bu kişilerin %40- 50’sinde bir yıl içinde inme geçirme riski vardır.

İnme her yaşta olabilirse de 40 yaşın altında oldukça seyrektir. Hastaların ¾’ü 65 yaş üzerindedir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Yaşlanma ile birlikte sık görülen problemler ile kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıkları inme için risktir. Kontrolsüz hipertansiyon, şeker ve kalp hastalığı, sigara kullanımı, yüksek kolesterol düzeyi, hareketsiz yaşam tarzı, karotis arterinde (şah damarı) hastalığı, önceden geçici iskemik atak geçirmek inme riskine yatkınlığı artırır.
 
İlk olarak nörolog tarafından hastanın nörolojik muayenesi yapılır. Bilgisayarlı tomografi (BT), Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri ile beyin değerlendirilir. Elektrokardiyografi (EKG) ile kalp değerlendirmesi yapılır. Ekokardiyografi ve Holter incelemeleri de kalp kaynaklı pıhtıların araştırılmasında önemli ölçüde yardımcıdır. DUS (Doppler ultrasonografi veya BTA (BT anjiyografi), MRA (MR anjiyografi), DSA (dijital substraksiyon anjiyografi) gibi yöntemlerle boyun ve beyin damarlarının ayrıntılı görüntülenmesi mümkün olabilmektedir. Kan tahlili incelemeleri de inme nedenini araştırmak amacıyla yapılır.

İnmede ‘Ne Kadar Erken Müdahale = O Kadar Az Beyin Hasarı’dır. Belirtilerin başlamasını izleyen ilk 3 saat içinde, hastanın tıbbi durumu uygunsa, damardan uygulanan ‘damar açıcı tedavi (Trombolitik tedavi) yapılabilmektedir. Bu tedavinin mutlaka uygun koşulları sağlayabilen merkezlerde ve eğitimli bir inme ekibinin kontrolünde yapılması gerekir. Bu uygulama dışında; klasik olarak, inme tedavisi ‘ağızdan ilaç tedavisi’ ve ‘rehabilitasyon tedavisi’ başlıkları altında toplanır. Bu tedavilerin sürekliliği ve kontrolleri çok önemlidir.

Bunların dışında bir diğer tedavi de cerrahi/ girişimsel tedavi yöntemidir. Yapılan incelemeler sonucu damarda yüzde 70’in üzerinde darlık tespit edilirse, darlık kateter yardımıyla damar içine girilerek stent konulması ile veya endarterektomi denen cerrahi yolla açılır.

Hiç inme geçirmemiş, ancak risk faktörlerini taşıyan kişilerde, birincil korunma tedavisi olarak tansiyon, kan şekeri ve yağlar kontrol altında tutulmalı, egzersiz yapmaya dikkat edilmeli, bilinen kalp hastalığı varsa tedavi edilmeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Bunların dışında karotis damarı darlığı varsa dikkatle izlenmeli ve gerekiyorsa darlık giderilmelidir. Sonuç olarak; inmeden korunmanın esasını yukarıda tanımlanan risk faktörlerinin giderilmesi oluşturmaktadır.

 

 

 

 

İlgili Sağlık Konuları