Şah Damar Tıkanıklığına Dikkat!

Şah damarı olarak bilinen karotis damarındaki tıkanıklık son derece önemli bir hastalık. Özellikle 40 yaşın üzerindeki kişileri tehdit ediyor ancak yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle daha genç yaşlarda da kapıyı çalar oldu.

Ülkemizde yaygın görülen hastalıkta, damar sertliği olanlar, sigara içenler ve diyabet hastaları çok daha fazla risk altında. Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Erdal Aslım, sabah.com.tr'ye şah damarı tıkanıklığına yol açan nedenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Şah damarı tıkanıklığı kapıyı çalmaya görsün. Kişinin hem kendisinin hem de ailesinin yaşam kalitesini bir anda aşağı çekebiliyor. Görme kaybından konuşma bozukluğuna, kolda-bacakta ya da her ikisinde felçten söyleneni anlayamamaya dek birçok farklı soruna yol açabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Erdal Aslım, ülkemizde yaygın görülen bir hastalık olan şah damarı (karotis damarı) tıkanıklığına özellikle damar sertliği, şişmanlık, hipertansiyon, sigara, diyabet ve kan yağlarının yüksekliğinin yol açtığını belirtiyor. Genetik faktörler de önemli bir faktör olarak karşımıza çıkarken, Doç. Dr. Aslım özellikle 40 yaşın üzerindeki kişileri tehdit eden şah damarı tıkanıklığının, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle artık daha genç yaşlarda da görülebildiğini vurguluyor. 

GEÇİCİ DE OLABİLİYOR KALICI DA

Beynin bir bölgesine giden dolaşım birkaç dakikadan daha fazla kesildiğinde o bölgedeki beyin hücrelerinin tahrip olmasıyla hastada görme, konuşma, vücudun belli bölgelerinde hareket ya da his kaybı gelişiyor. Altta yatan hastalık hali geçici ise yarattığı belirtiler de geçici olabiliyor ki bu duruma "geçici felç atağı" deniliyor. Doç. Dr. Aslım, boynun her iki yanından seyrederek kafatasına giren ve beynin her iki yarım kürelerini beslemekle yükümlü olan karotis atar damarlarındaki tıkanıklığın bazen muayene veya ultrason ile tesadüfen de tespit edilebildiğini belirtiyor. Hastalığın tedavisinde medikal, cerrahi tedavi ve girişimsel radyolojik müdahaleler uygulanıyor. Medikal tedavide kan sulandırıcı ve damar genişletici ilaçlar kullanılıyor. Cerrahi tedavinin %2-5 gibi düşük komplikasyon oranı ile tüm dünyada "altın standart" olarak kabul edildiğini belirten Doç. Dr. Aslım "Lokal anestezi ile yapılan operasyon sonrasında hasta ikinci gün evine taburcu edilebilmektedir. Bu yöntemde hasta operasyon esnasında uyutulmadığı ve bilinci yerinde olduğu için o anda oluşabilecek problemlere de aynı hızla müdahale edilebilmektedir" diyor. 

İlgili Sağlık Konuları