Kanseri yenen doktordan 'hayat kurtaran' yöntem

Beyin cerrahı kanseri egzersizle yendi Beyin Cerrahı Doç. Dr. Arif Ösün: "Aslında bir hekimim ama hekim olmama rağmen bende oluşan olumsuz değişiklikleri çok geç fark ettim" "Kanser tanısı aldıktan sonra yaşam ile ölüm arasında bir mücadeleye giriliyor.

Sadece kemoterapi ajanları veya gen tedavileriyle bu işi alt etmek pek mümkün değil. Rehabilitasyon ve egzersizler olmazsa olmaz. Ben kanseri bunlarla destekleyerek yendim" "Artık koşabiliyorum, geri geri bile merdiven çıkıyorum"

İzmirli beyin cerrahı doktor olmasına rağmen geç fark ettiği akciğer kanserini, aldığı tedavilerin yanında yaptığı egzersizlerle yendi. Kanseri yenmesinde en önemli etkenin nefes ve kas egzersizi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arif Ösün, "Sadece kemoterapi ajanları veya gen tedavileriyle bu işi alt etmek pek mümkün değil. Kanser dokusunu ortadan kaldırabilirsiniz ama solunum yetmezliğinden hem hayat kaliteniz bozulabilir hem de hayatınızı kaybedebilirsiniz. Amaç sadece kanserli hücreleri ortadan kaldırmak olmamalı. Bu anlamda rehabilitasyon ve egzersizler olmazsa olmaz. Ben kanseri bunlarla destekleyerek yendim" dedi. İzmir'de yaşayan 59 yaşındaki Beyin ve Sinir Hastalıkları Doktoru Arif Ösün, bir süre önce akciğer kanserine yakalandı. Bir doktor olmasına rağmen kendisinde hastalığa dair var olan değişiklikleri fark edemeyen Doç. Dr. Ösün, bir gün yürümekte zorlanınca hastaneye gitmeye karar verdi.

Hastanede akciğer kanseri olduğunu öğrenen Dr. Arif Ösün, hemen ameliyata alındı. Akciğerinden kanserli hücre alınırken, 'her şey bitti' dediği anda yeniden metastaz ile kansere yakalandı. Bu defa immuterapi, kemoterapi ve radyoterapi alan Dr. Ösün, aldığı tedavilerin yanında bir rehabiliatsyon merkezine giderek solunum ve kas egzersizleri yapmaya başladı. "Kanser hastalığı, eski tedavi yöntemlerinden uzaklaşmış durumda" Kanserle mücadelenin artık sadece klasik yöntemlerle olmadığını, sadece aldığı kemoterapi ya da radyoterapilerin etkili olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ösün, "Kanser hastalığı artık eski klasik tedavi yöntemlerinde tamamen uzaklaşmış durumda. Her şeyden evvel bu kompleks bir hastalık.

Sadece kemoterapi ajanları veya gen tedavileriyle bu işi alt etmek pek mümkün değil. Kanser dokusunu ortadan kaldırabilirsiniz ama solunum yetmezliğinden hem hayat kaliteniz bozulabilir hem de hayatınızı kaybedebilirsiniz. Amaç sadece kanserli hücreleri ortadan kaldırmak olmamalı. Bu tür ciddi hastalıklarda mutlaka ve mutlaka rehabilitasyon programları olmazsa olmaz ve bunlara çok ciddi eğilmek lazım" dedi. "Hekim olmama rağmen geç fark ettim" Doktor olmasına rağmen insanın bazen kendini kontrol etmeyi ihmal ettiğini belirten Doç. Dr. Ösün, "İnsanın yaşantısı bir anda değişebiliyor. Her şey yolundayken bir gün tesadüfen çekilen bir akciğer filmiyle halk arasında bir leke görülüyor. Ardışık tetkiklerle onun kanser olduğu ortaya koyuluyor.

Ameliyata karar verildi ameliyat oldum, tedavi gördüm. Bu tür tedavileri görürken insan biraz kendini kontrol etmeyi de ihmal edebiliyor aslında. Bir gün yolda karşıdan karşıya geçerken biraz süratli geçmek istedim ve koşamadığımı fark ettim. Eve geldiğimde baktım bacaklarımda baya bir incelme meydana geldiğini gördüm ve bunun farkında bile değildim. O gün koşmaya yeltenmesem hiç farkında bile olmayacağım. Sonra kortizon etkisiyle adele ve kas zayıflığı olduğunu fark ettim. Merdiven tırmanıyordum. Aslında bir hekimim ama hekim olmama rağmen bende oluşan olumsuz değişiklikleri çok geç fark ettim" dedi. "Artık koşabiliyorum, geri geri bile merdiven çıkıyorum"

Yürümekte zorlanmaya başlayınca hemen bir rehabilitasyon merkezine giden Doç. Dr. Ösün, " Bu adele kaybının geri toparlanması için yapılması gereken tek şey biliyoruz ki rehabilitasyon programı. Yoğun bir çalışma temposu ve aşağı yukarı üçüncü aydayız artık koşabiliyor, merdiven çıkabiliyorum. Artık koşabiliyorum, merdiven çıkabiliyorum hatta geri geri bile merdiven çıkabiliyorum. Bu programlar önemli. Sadece bacak kuvvetleri için de değil solunum problemleri olduğumu da daha sonra fark ettim. Solunum egzersizleri de yaptık. Şu anda solunum açısından da son derece rahatım. Eskiden bir süre yürüyünce nefes nefese kalıyordum. Şu anda uzun süreli yürüyüşler yapabiliyorum" diye konuştu. "

Sadece kemoterapi ve gen tedavileriyle alt etmek pek mümkün değil" Kanser hastalığını yenmede sadece verilen tedavilere bağlı kalmamak gerektiğini aynı zamanda egzersiz yöntemleri, nefes teknikleri ile desteklemek gerektiğini dile getiren Arif Ösün, şunları söyledi:

"Kanser hastalığı artık eski klasik tedavi yöntemlerinde tamamen uzaklaşmış durumda. Her şeyden önce bu kompleks bir hastalık. Tek bir dokunun bir hücre çoğalmasına sığacak kadar basit bir hastalık değil. İnsanın yaşam kalitesinde çok ciddi düşme meydana geliyor. Sadece kanserin direk ciddi etkisi de değil, kullanılan ilaçlar da etkiliyor. Hatta sadece ruhsal durumu bile bu tür problemlere yol açabiliyor. Çünkü kanser tanısı aldıktan sonra yaşam ile ölüm arasında bir mücadeleye giriliyor. Dolayısıyla ruhsal açıdan da çok yıpratıcı bir süreç. Sadece bu olumsuz etmen bile insanın kas- iskelet sistemini ciddi derecede etkileyebiliyor. Dolayısıyla yaşam kalitesini yükseltmek için bu tür rehabilitasyon programları olmazsa olmaz. Bunlara çok ciddi eğilmek lazım. Sadece kemoterapi ajanları veya gen tedavileriyle bu işi alt etmek pek mümkün değil. Kanser dokusunu ortadan kaldırabilirsiniz ama solunum yetmezliğinden hem hayat kaliteniz bozulabilir hem de hayatınızı kaybedebilirsiniz. Amaç sadece kanserli hücreleri ortadan kaldırmak olmamalı. Bu tür ciddi hastalıklarda mutlaka ve mutlaka bu sistemleri de desteklemek gerekiyor."

"Kanser hastalarının fizyoterapi programına ihtiyacı var"

Akciğer kanserleri ile birlikte özellikle solunum kapasitelerinde ciddi derecede azalma meydana geldiği ve tedavilerle kas iskelet sistemine de yan etkiler oluştuğunu belirten Doç. Dr. Arif Ösün'ün Fizyoterapisti Hülya Özlem Şener de kanser hastalarına şu uyarılar da bulundu: "Solunumsal aktiviteleri normal insanların bile tam olarak yapmadığını düşünürsek kanser hastalarında bu kötü bir duruma dönüşebiliyor. Fakat bununla alakalı fizyoterapi yöntemlerinden solunum fizyoterapisi ve çeşitli kas-eklem tedavileri söz konusudur.

Bir yandan da tedavilerin devamlılığı sürecinde kemoterapiler, radyoterapiler, immunoterapiler ve kortizon alımları kanser tedavisini yaparken yan etki olarak da kas ve kemik dokusunda yıkım oluşturuyor. Buna bağlı olarak da kişilerin yürümesi, ayakta durması ile alakalı bacak kaslarındaki kas kuvvetinde azalma ve hacminde düşmelerle karşı karşıya kalıyoruz.

O nedenle bu tip hastaların çok ciddi pozisyonda bir fizyoterapi programına ihtiyaçları var. Kas dokusunu geliştirmek gerekiyor. Kas ne kadar kuvvetlenirse kemik de o oranda beslenmesini artırır. Arif beyin de hem postural aktivitelerini düzeltici hem de kas ve kemik yapısını artırıcı programla tedavimizi yürütüyoruz."

İlgili Sağlık Konuları