Beslenme ve yaşam şekline dikkat etmek gerekiyor

Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, diyabetin, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretemediğinde veya ürettiği insülin hormonunu etkili bir şekilde kullanamadığında ortaya çıktığını belirtti.

Dünyada 1980 yılında 108 milyon olan diyabetli sayısının 2014 yılında 422 milyona ulaştı. Körlüğün, böbrek yetmezliğinin, kalp hastalıklarının, felçlerin, ayak yaraları ve buna bağlı uzuv kayıplarının en önemli sebeplerinden birinin diyabet olduğuna dikkat çeken Acıbadem Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, diyabetten korunmak için sağlıklı beslenme ile kilo kontrolüne dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve sigaradan uzak durulması gerektiğini belirtti.

Bir metabolizma rahatsızlığı olan diyabetin meydana gelmesinde genetik ve çevresel faktörlerin yanı sıra hayat tarzının da büyük etkisi bulunuyor.

Acıbadem Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, diyabetin, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretemediğinde veya ürettiği insülin hormonunu etkili bir şekilde kullanamadığında ortaya çıktığını belirterek, "Genellikle ömür boyu süren diyabetin ortaya çıkmasıyla beraber bireyin yediği besinlerden kana geçen şeker yani glukoz kullanılamaz ve kan şekeri yükselir" diyor.

DİYABET ARTIK YAŞA BAKMIYOR

Kişilerin, mutlak veya göreceli bir insülin yetersizliği olduğunda ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorunda olduklarına değinen Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, iki tip diyabetten bahsediyor: "Tip 1, genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının yüzde 10'unu oluşturuyor ve insülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkıyor. Rahatsızlığın bir diğer tipi ise 40 yaş ve sonrasında ve kilolu kişilerde ortaya çıkan Tip 2 diyabet. Ancak bu tip diyabet de giderek daha erken yaşlarda görülebiliyor. Hamilelik seyrinde de şeker hastalığı; yani 'Gestasyonel Diyabet' ortaya çıkabiliyor."

BU ŞEKİLDE BELİRTİ VERİYOR

Diyabet belirtileri arasında aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve tekrarlayan enfeksiyonları sayan Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, bunların sık görülen belirtiler olmakla birlikte hastalığın hiç belirti vermeyebileceğini de belirterek "Kişiler çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis edilebilirler. Bu nedenle açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, geçmişe yönelik üç aylık kan şekeri değerlerini gösteren 'HbA1c' ölçümü yapılmalı. Ayrıca kişi, gerektiğinde şeker yüklemesi olarak da bilinen 'oral glukoz tolerans testi' ile değerlendirilmeli" diyor. Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy hamilelik döneminde ise, anne adaylarında diyabet açısından mutlaka tarama yapılması gerektiğinin altını çizerek, hamilelikte uygulanan şeker yükleme testinin ne bebeğe ne de anneye zarar vermeyeceğini belirtiyor.

TİPLERE GÖRE TEDAVİ ŞEKLİ

Diyabet tedavisindeki amaç; kan şekerindeki yükselişleri ve düşüşlerini önlemek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy'a göre; bu dengenin sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemli. Tip 1 diyabetli kişilerin tedavisinde insüline gereksinim olduğunu söyleyen Prof. Dr. Duygu Yazgan Aksoy, Tip 2 diyabetli kişilerin tedavisinde ise şunların yapılması gerektiğini anlatıyor: "Öncelikle beslenme alışkanlıklarının düzenlemesi ve düzenli egzersiz yapması önerilir. Eğer, bu tedavi planına uyulmasına rağmen kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa, ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenebilir."

Bazı Tip 2 diyabetlilerde de kan şekerini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabiliyor. Benzer şekilde enjeksiyon olarak uygulanan ama insülin içermeyen ilaçlar da mevcut. Bu nedenle Tip 2 diyabette kişinin özellikleri göz önünde bulundurularak, tedavi yaklaşımının o kişiye uygun hale getirilmesi önem kazanıyor.

Görülme sıklığı giderek artan diyabet hastalığı, hayat tarzı değişiklikleri ile önlenebiliyor. Gerekli olduğunda taramaları yaptırarak erken tanı koymanın ve tedavide hastaların özelliklerini göz önünde bulundurarak tedavileri bireyselleştirmenin de diyabete bağlı gelişebilecek sorunların ortaya çıkmasını engelleyebildiğinin unutulmaması gerekiyor.