Gelişimsel Kalça Displazisi (Gkd)

Gelişimsel Kalça Displazisi Nedir?

Yenidoğanlarda yüzde iki ile dört oranında görülen gelişimsel kalça displazisi en sık karşılaşılan doğuştan gelen iskelet sorunudur. Kalça eklemindeki bu durum  doğumda vardır ya da süt çocukluğu dönemi boyunca gelişebilir. Mekanik ve çevresel nedenlerle başlangıçta  herhangi bir sorun saptanmayan bebeklerin kalçasında da GKD gelişebilir. Bu nedenle önceleri doğuştan kalça çıkığı olarak adlandırılan bu durum için günümüzde gelişimsel kalça displazisi terimi kullanılmaktadır.

İnsidansı 1000 canlı doğumda 7 olarak bildirilmekle birlikte  1000 de 11.5 ile 17 kadar da yüksek olabileceğini bildiren yayınlar mevcuttur. GKD saptanan bebeklerin %50 sinde 1. hafta sonunda , % 90 ında 2. ayda bu durum kendiliğinden düzelir.

GKD kızlarda erkeklere oranla 6-8 kat daha sık ortaya çıkar ve kalıtsal olabilir.  Makat gelişi doğanlar, ailesinde kalça çıkığı olan birey bulunanlar arasında GKD görülme sıklığı daha yüksektir. Ayrıca GKD tortikollis ve metatarsus varus gibi sorunları olan çocuklarda daha sıktır. Bu gibi sorunları olan yenidoğanların yüksek risk gurubundan bebekler olarak izlenmeleri gerekir. 
 
Gelişimsel Kalça Displazisisinin Tanı ve Tedavisi

GKD’nin erken tanı ve tedavisi sakatlıkların önlenmesi açısından çok önemlidir. Doğum öncesi son dört hafta ve doğum sonrası ilk hafta kalça instabilitesi yönünden en önemli evrelerdir. GKD’nin erken tanısı için yenidoğan döneminden yürüyünceye dek her süt çocuğunun kalçası sağlam çocuk kontrolleri sırasında GKD açısından değerlendirilmelidir.

Kalça displazisi ya da çıkığının bir çocuk doktoru ya da ortopedist tarafından özenli bir muayene sonucunda  olabildiğince erken teşhis edilmesi çok önemlidir.  Bu muayenede kalçanın hareket yeteneği ölçülür.

Bebek 4. haftadan itibaren tek taraflı  ya da çift taraflı olarak  bacaklarını ayırmakta zorlanıyorsa  , ve poposundaki kıvrımların en üstte olanlarının farklı yükseklikte olması  durumunda kalça ekleminde bir sorun olduğundan şüphelenilebilir. Ancak fizik muayene ile tüm vakaların yakalanması her zaman mümkün olmayabilir.

Doğumdan sonra ilk aylarda tanıda fizik muayenenin  yanı sıra 3. haftadan itibaren ultrasonografi ve 3. aydan sonra röntgen önemli rol oynar. En doğru değerlendirme için ultrasonografi en erken 3. hafta, en uygun 6. haftada yapılmalıdır.

Kalça gelişimi, doğum sonrası da devam ettiği için gelişimsel kalça displazisinin önlenmesinde yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin kalçalarının normal gelişimini sağlayacak optimal pozisyonda tutulması; ara bezi bağlanması ve kucakta taşınması sırasında bacaklarının ayrık tutulması önemlidir.

Ayrıca bebeklere bacaklarının serbest hareket etmesini önleyecek biçimde dar kilotlu çorap ya da tulum giydirmekten, üzerlerine ağır örtü örtülmesinden kaçınılması gerekir. Bebekleri kundaklamak , ayaklarından tutup baş aşağı sallamak dizlerindeki fleksiyonu açmaya , bacaklarını germeye yönelik zorlayıcı hareketler yaptırmak , çıkabilir bir kalçayı çıkık duruma getireceği için sakıncalıdır.

Doğum sonrası ilk 3 hafta içerisinde saptanan displazide , uygun yaklaşım ile 6 haftada kalça tamamen normal duruma gelir. Kalça displazisi fark edilmez ya da tedavi olmazsa , kalça eklemleri zamanından önce aşınır ve kişi daha 20’li yaşlardayken sancılı bir artroz gelişebilir.

Tedavide  ‘’PAVLİK BANDAJI’’ başarıyla kullanılır. Bu bandaj yenidoğanın ya da süt çocuğunun bacaklarını sağlıklı bir bebeğin kalça eklemlerinin doğumdan önce rahmin içinde aldığı normal konumda tutar.  Bu bandaj kalça kemikleri normal biçimlerini alıncaya kadar gece gündüz takılmalıdır.

Uz. Dr. Esra Dolar
Ataşehir Memorial Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü

Sağlık Terimlerinde Ara