Yazın Üşütmem Demeyin!

Hava sıcaklıkları her ne kadar yüksek seyretse de çevremizde tıpkı kışın olduğu gibi aksırıp, öksüren ya da ateş, halsizlik ve kas ağrılarından şikayet eden pek çok kişiye rastlıyoruz. "Yazın ortasında da hasta olunur mu?" dedirten bu durum çoğunlukla klimalar, soğutma sistemleri ve havuzlardan bulaşan lejyoner hastalığına işaret ediyor. Memorial Antalya Hastanesi KBB Bölümü'nden Op. Dr. Kemal Demir, yaz aylarında da görülen üst solunum yolu enfeksiyonları, lejyoner hastalığı ve korunma yolları" hakkında bilgi verdi.

Üst Solunum Yolları Yazın da Kapınızı Çalabilir

Grip sınıflamasına girmese de; genel itibariyle “soğuk algınlığı” diyebileceğimiz üst solunum yolu enfeksiyonları, yazın da kapımızı çalabilir. Sıcak günler, bu açılardan soğuk kış günlerinden daha güvenli görünse de; böyle günlerde organizmamızın çevre sıcaklığıyla alışveriş dengesini kurmakta zorlanabileceğini akılda tutmak gerekir. Buna maruz kalmamak için;

  • Deniz ya da havuza girdiğimiz günlerde su tüketimini artırmalı,
  • Hava geçirgenliği iyi olan kumaşlardan yapılmış kıyafetleri tercih etmeli;
  • Deniz ve havuz sonrası ya da yoğun terleme sonrası kısa süreli duş alarak vücudumuzu temiz ve kuru tutmalı,
  • Islak mayo ve havlularla vücut temasını kısa tutup, kuru mayo ya da kıyafetler  ile değişim yapmalı,
  • Islak veya terli vücutla rüzgara ve klimaya doğrudan maruz kalmamalı,
  • Soğuk gıda ve içecekleri hızlı tüketmemeliyiz.
  • Bilinçsiz Klima Kullanımı Hasta Eder

  • Birkaç başlığa dikkat etmek riski azaltacaktır;
  • Klimanın sık sık açılıp kapatılmaması,
  • Hafif ama kesintisiz birkaç saat çalıştırılması,
  • Sıcaklık ayarının çok düşürülmemesi,
  • İdeal serinliği elde edecek şekilde derece ayarı yapılıp çok değiştirilmemesi,
  • Bakımlarının düzenli olarak yaptırılması,
  • Filtrelerinin zamanında yenilenmesi gibi…
  •  
    Evlerimizin, özellikle de uyunacak odaların pencere yoluyla havalandırılması, klima ile serinletilmesinden daha sağlıklıdır. Çok tavsiye edilmemekle birlikte; havanın çok sıcak olduğu gecelerde klima açık halde uyumak zorunda kalınabilir. Böyle durumlarda; 
     

  • Klimanın yaklaşık 22 - 23 derece civarında bir sıcaklığa ayarlı olması gerekir.
  • Soğuk hava çıkış hızı (üfleme) en düşük şiddette olmalıdır.
  • Soğuk hava çıkış yönü odanın tavanına dönük olmalı, sabit kalmalıdır. 
  • Uyuyan kişilerin üzerine direkt yönlenmemelidir. 
  • Hem pencere hem klima açık olmamalıdır.
  • Gece üşüme hissiyle uyanılırsa klima kapatılmamalı, sıcaklık ayarı 3 - 5 derece artırılmalıdır.
  • Araç klimalarında da ideal serinliğin elde edileceği derece bulunup, bu ayar çok sık değiştirilmemelidir. Klimanın genel bakımının ve filtre bakımlarının düzenli olarak yaptırılması gerekir. Araçlarda soğuk hava çıkışı yönelimi, araçtakilerin yüz ve gövdesine doğru olmamalıdır. Aracın ön ve yan camlarına dönük olmalıdır.
    Araçlarda, ev ve işyerlerinin aksine, klima yolu ile havalandırma pencere havalandırmasından daha güvenlidir ve daha çok önerilir. Pencere yoluyla havalandırma, sadece çok düşük hızlarda ve tek pencereden sağlanmalıdır.

    Lejyoner hastalığı; Klimalar, Soğutma Sistemleri ve Havuzlardan Bulaşıyor
     
    Çok doğru olmasa da “yaz gribi” ifadesi ile kışın yakalandığımız gripten çok farklı bir hastalık kastedilir. Gerçek adı lejyoner hastalığı veya klima hastalığıdır. Bu hastalığı yapan mikroorganizma; bakımı iyi yapılmayan; klimalar, soğutma -  havalandırma sistemleri, havuzlar ve suyun göllendiği tesisat sistemlerinde çoğalma imkanı bulur. İnsandan insana bulaşmaz.

    Yakalanmamak için; klimalar ve soğutma- havalandırma sistemlerinin genel bakımının, temizliğinin ve periyodik filtre değişikliklerinin zamanında yapılması gerekir.

    Bununla birlikte; havuzların bakım, ilaçlama, havalandırma ve zemin temizliği işlemleri ile su değişiminin zamanında ve özenle yapılması gerekirYavaş yavaş hasta ediyor

    Lejyoner hastalığı; ateş, halsizlik, kas ağrıları; daha sonraki süreçte de öksürük, balgam çıkarma, derin nefes alma isteği gibi belirtilerle ortaya çıkar. Grip ile benzer belirtiler gösterir. Bu belirtiler ortaya çıktığında mutlaka doktora başvurulmalıdır.

    Hastalığın sebep olduğu organizma gribe göre çok farklıdır. Kişiden kişiye bulaşan bir hastalık değildir. Hastalığı yapan; bir virüs değil, “Legionella pneumophila” adlı bir bakteridir. Su tesisatlarında, soğutma kulelerinde, havalandırma sistemlerinde çoğalır. Bu cihazların içinden geçen suların, havada uçuşan zerreciklerinin solunması veya istem dışı nefes yollarına kaçması ile bulaşır. Günler içinde kişinin yavaş yavaş hastalanmasına neden olur.

    Yaşadığı sürece vücudumuz her aktivitesiyle ısı üretir. Açığa çıkan bu ısıyı, ortamın sıcaklığına göre değişen oranlarla ve farklı metotlarla uzaklaştırma mekanizmalarına sahiptir. Bu mekanizmaların temel malzemesi sudur. Bunun yanında; yazın, kışa göre su kaybımız daha fazladır.

    Havanın sıcaklığına ek olarak; klimalar, havuz, deniz, hareketle artan terleme gibi etkenlerin; her biri ayrı ayrı su kaybı sebebidir. Hem ek kayıpların karşılanması; hem de ısı regülasyonumuzun verimli çalışması için, 24 saatlik su tüketimimizin 2.5 litrenin altına inmemesi gereklidir.

    Bu da ortalama bir hesapla kişinin uyanık olduğu sürece yaklaşık her saat başı bir bardak su içmesi anlamına gelir. Bu miktarın üzerine çıkılması da faydasızdır ve hatta zararlı olabilir.
    Vücudun çevre sıcaklığındaki büyük değişimlere uyum sağlamakta yetersiz ya da geç kalması; çoğalmak için uygun fırsat kollayan mikroplara kolaylık sağlayarak, solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere birçok hastalığa yenilme sebebidir.


     

    İlgili Sağlık Konuları

    İlgili Haberler