Soğuk Algınlığını D Vitamini ile Yenin

Uzmanlar uyarıyor. Gereksiz antibiyotik kullanımayın. Enfeksiyonları D vitamini ile yenin. İşte detayları...

Kış aylarında nezle, grip, bademcik hastalıklarında artış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dilek Arman, uyarıyor: Lütfen salya sümük hastalıklarda, ateş yükseldiğinde hemen antibiyotiğe sarılmayın! Gereksiz kullanılan her antibiyotik hem çocuğun geleceğine hem de sizin sağlığınıza vurulan bir darbe!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Arman; antibiyotik kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı:

Antibiyotik, biyolojik organizmaya karşı doğada var olan maddeleri ifade eder. Antibiyotik, toplumsal etkileri olan tek tedavi aracı. Bir hastada fazladan kullandığımız antibiyotik, günün birinde başka bir hastada dirençli mikrop enfeksiyonunun gelişmesine ve hastanın tedavisiz kalmasına neden olabilir. Bu nedenle antibiyotiklerin toplumsal etkisi bulunuyor.

En çok tüketilen ilaçlar listesine bakıldığında Türkiye'de antibiyotikler hep ilk sırada geliyor. 2000'li yılların başından bu yana OECD ülkelerini karşılaştırdığımızda, Türkiye'de antibiyotikler hep ilk sıradadır; çok ciddi tüketimimiz var. Bu kullanım oranlarıyla bizde de tüm dünyada gördüğümüz direnç profilleri ortaya çıkıyor. Ne kadar çok antibiyotik kullanılırsa mikroplara karşı çok kadar fazla direnç oluşur.

Her bademciğe antibiyotik olmaz

Ülkemizde yapılmış bir araştırma var; bademcik iltihabi hastalığının sadece yüzde 30'u bakteriyel olup, antibiyotikten yarar gördüğü halde antibiyotik yazılma oranı yüzde 94. Zaten kendi kendine iyileşecek bir tabloda hasta, kendini antibiyotikle iyileşmiş sanabiliyor.

Ateş düşürücü değil!

Yine rinit dediğimiz nezle tablosu daima viraldir, bakteriyel bir durum değildir. Antibiyotikten etkilenmez, ancak antibiyotik verilme oranı yüzde 40. Ateşi düşürmek için antibiyotik kullanılıyor. Bu da bu yanlış bir kanıdır; antibiyotik ateş düşürücü değildir.

Gereksiz antibiyotik kullanımı aslında her yaş grubunda tehlikelidir; ama çocuklar ve yaşlılar her zaman en duyarlı hasta grubunu oluştururlar. Antibiyotik kullanımı sırasında böbreğe, karaciğere yükleniyorsunuz. Bir de vücutta alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Bunun yanı sıra antibiyotiğin kişisel zararını görmediğimiz noktada bile toplumsal zararını göz ardı etmemek gerekiyor.

Salya sümük hastalıklarda antibiyotik kullanmayın

Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlar viral enfeksiyonlardır, antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur. Özellikle salya sümük hastalıklarında antibiyotik kullanmak, hem kişinin boğazındaki ve burnundaki mikroplarda direnç gelişmesine, hem de salyalarla dirençli mikropların toplumda yayılmasına neden olur.

Virütik hastalıklarda değil bakteriyel hastalıklarda antibiyotik kullanılmalıdır. Bakteri dediğimiz, virüsten büyük olan mikroplarla gelişen enfeksiyonlarda, bazı sinüzitlerde, bazı bademcik iltihaplarında ve zatürreede hızlıca antibiyotik kullanımına başlamak gerek. Ancak grip ve nezle gibi virütik hastalıklarda antibiyotik kullanmamaya özen göstermek gerekiyor.

Enfeksiyonlara karşı d vitamini takviyesi

Bademcik, grip gibi hastalıklarda, gereksiz antibiyotik kullanmak yerine boğazı rahatlatacak pastil, limon ve bal gibi basit çözümlerden yararlanılabilir. Hatta bunlar bazen lokal etkisi olan öksürük nöbetlerini ne azaltır. Ama eğer ateş üç günden fazla sürdüyse, ateş düştükten sonra yeniden çıktıysa, şuur değişiklikleri gözlendiyse mutlaka hekime başvurulmalıdır.

Son beş yılda yapılan araştırmalar; D vitaminin pek çok enfeksiyonun gelişme aşamasında engelleyici rolü olduğu, eksikliğinin sık ve tekrarlayan enfeksiyonlara neden olabildiğini gösteriyor. Sık sık hastalanan bir yapınız varsa, güneşe çok çıkamıyorsanız, hekime başvurarak D vitamini takviyesine başlayabilirsiniz.

İlacı yarıda kesmek toplumsal bir zarar

Antibiyotiği tam dozda almak çok önemli. Doktorun önerisine tam olarak uyarak, doğru sürede, doğru hastalıkta kullanılmalı. Ancak çoğu zaman hasta iyileşme hissettiği anda antibiyotik kullanımını bırakıyor.

Kısa süreli kullandığınızda; mikrop antibiyotikle tanışıyor, kendi savunmasını geliştiriyor, mikrobu da yok etmemiş oluyorsunuz. Bir daha o mikrop ortaya çıktığında, bu kez o antibiyotik o mikroba etki etmeyebiliyor, çünkü önceden karşılaşmış ve direnç mekanizmalarını geliştirmiş olabiliyor.


Örneğin beta mikrobundan kaynaklı bademcik iltihabında; beta bakterisini tümüyle ortadan kaldırmak için on gün boyunca antibiyotiğe devam edilmeli. Eğer siz yarıda keserseniz, tedavi amacına ulaşmamış oluyor.

Önerilenden kısa sürede antibiyotik tedavisinin kesilmesi pek çok mikropta olduğu gibi zatürree mikrobunun da direnç geliştirmesine neden olabilir.

Böbrekte kalıcı hasara neden olur

Gereksiz antibiyotik kullanımında mikroplar bağışıklık kazanıyor, direnç gösteriyor ve antibiyotik etki etmemeye başlıyor.

Kullanan kişide yan etki oluşturabilir; alerjik reaksiyonlar, böbrek ve karaciğer hastalıkları gibi.

Karaciğeri yorabilir ama kalıcı etkisi yoktur.

Bazı antibiyotiklerin böbrekte kalıcı hasarlar bırakabildiği biliniyor.

Güvenli olmayan antibiyotikler gebelikte ve ya süt verme sırasında bebekte hasar oluşturabilir.

Bağırsak florasını bozabilir

Bağırsağımızda bizi koruyan flora denilen mikroplar var. Bu floranın dengede olması çok önemli. Çoğu da havasız ortamları seviyor. Bu florada bulunan mikropları etkileyen antibiyotik tedavisi verdiğimizde, floranın yerini dirençli veya hastalık yapıcı mikroplar alabiliyor, bu şekilde bağırsak zarar görebiliyor.

Antibiyotik yeni kuşağı zorlayacak

Yeni kuşak toplumsal olarak sorun yaşayacak. Bu kuşak, kendileri antibiyotik aldığı için değil ama antibiyotiğin toplumsal etkileri nedeniyle her geçen yıl daha zorlanacak.

Eskiden bademcik hastalığında boğazımızı sarardık, ıhlamur içerdik geçerdi. Ama eskiden antibiyotik kullanılmadığı için çok fazla akut eklem romatizması vardı. Bugün yetişen nesilde eskisi gibi akut eklem romatizması yok. Çünkü hekimler bu riske karşı antibiyotik kullanıyor. Fakat ne yazık ki bazen bunu abartıyorlar. Biz de hiç antibiyotik kullanılmasın demiyoruz, gereksiz yere antibiyotik kullanılmasını istemiyoruz.

İlaç sanayinde araştırma ve geliştirmeye yeterli yatırım yapılmıyor. Yeni ilaçlar geliştirilmiyor ve önümüzdeki yıllarda yeni antibiyotikler yok; bu da gençler için endişe verici bir durum. Direnç nedeniyle kaybettiğimiz hasta sayısı, ileriki yıllarda daha da artacak.

İlgili Sağlık Konuları

İlgili Haberler